Basından

DİPLOMASİ DEPREMİ VE WİKİLEAKS BELGELERİ

* Yasemin İnceoğlu


ALTERNATİF BİR KURULUŞ


Kimisine göre, dünyanın ilk devletsiz medyası, kimisine göre bağımsız doküman portalı, bir başkasına göre ise devrimin bir parçası olarak adlandırılan on-line platform WikiLeaks’ı, kurucusu aktivist gazeteci ve hacker Julian Assange “kamu hizmeti yapan ve demokratikleşmeye katkı sağlayan, halkın istihbarat örgütü” olarak tanımlamakta. Anti-otoriter, anti-hiyerarşik ve kâr amacı gütmeyen yapısıyla anarşist ve alternatif bir kuruluş olan WikiLeaks, kuruluş amaçlarını şöyle sıralamakta: Basını özgürleştirmek, suiistimalleri ortaya çıkarmak ve tarihi yaratan belgeleri korumak. Anti-hegemonik söylem ve temsillere erişim ve katılım hakkını sunup, global medyanın yıllardır sistematik olarak dünya kamuoyuna dayattığı ‘seçilmiş söylem ve imajları’ alaşağı etmesi de, WikiLeaks’ı alternatif kılıyor.


YENİ BİR TÜR ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK Mİ?

‘Anonim bilgi sızdırıcısı’ diyebileceğimiz WikiLeaks’in belgeleri ile 1971 yılında ABD’de yayımlanan Pentagon Belgeleri’ni karşılaştırmak mümkün. Aradan neredeyse 40 yıl geçmiş ve aktörlerin değişmiş olmasına rağmen, her ikisi de kamunun bilme hakkına hizmet etmek, güç/iktidar odaklarının sırlarını ifşa etmek açısından çok başarılı. İşte tam da bu noktada WikiLeaks ‘yeni medyada yeni bir tür araştırmacı gazetecilik örneğini’ başarıyla sergilemekte. Klasik araştırmacı gazetecilik anlayışında, kamu yararı adına gizli kapaklı durumları gün ışığına çıkartmak, güç odaklarının (devletler, büyük şirketler vs.) gizli kalmasını istedikleri bir olayın incelenmesi söz konusudur. Üç temel unsur; Haksızlık, İhmal/ihlal ve Engellenme mevcuttur. “WikiLeaks yeni tür bir araştırmacı gazetecilik yapıyor” derken belki biraz açmakta yarar var: WikiLeaks’in uyguladığı, data-driven/data journalism (veri gazeteciliği), verileri analiz etme ve filtreleme süreci olarak tanımlanabilecek bir gazetecilik türü, açık kaynaklara özgürce on-line erişimi mümkün kılıyor. WikiLeaks, yaptığının gazetecilik olmadığına dair birsürü eleştiri alıyor; eleştiriler, ham bilgilerin, doğruluğu teyit edildikten sonra kamuoyuna aktarılmasının ‘etik ve sorumlu’ gazeteciliğe yakışmadığı yönünde. Ancak geleneksel gazetelerin bizleri bombardımana tuttukları çarpıtılmış, eksik, yanlış ve de ‘zehirlenmiş’ haberler göz önünde tutulduğunda, bu eleştirilerin çok da yerinde olmadığı düşünülebilir.


PENTAGON BELGELERİ İLE BENZERLİK

Pentagon Belgeleri ABD haritasında sınırlı kalırken, WikiLeaks küresel köyde küresel yayılma hızı ile geleneksel gazetecilik anlayışına yeni bir boyut getirdi; bir anlamda medya düzenini allak bullak etti, uzun zamandır yılan uykusuna yatan global ‘şirketleşmiş medya’nın önüne öyle bilgiler dayadı ki, görmezden gelmelerini engellemiş oldu. Bilindiği üzere, Pentagon Belgeleri, Eski Savunma Bakanı Robert NcNamara’nın emriyle Pentagon için derlenmiş ‘History of Decision Making Process on Vietnam Policy-ABD’nin Vietnam Politikasındaki Karar Verme Yöntem Tarihi’ adlı 47 ciltlik çalışmadır. Bu çalışma, Vietnam savaşı sorumlularının yalanlarını ortaya koymuş, kötü yönetilen bir savaşın analitik incelemesini yapmıştı. Belgeler, Lyndon Johnson yönetiminin yalnız halka değil, aynı zamanda Kongre’ye de sistematik bir biçimde söylediği yalanların yanı sıra, yönetimin savaşı kazanamayacaklarını ve de halka açıkladıklarından çok daha fazla savaş zayiatı olacağını bildiklerini de ortaya koyuyordu. Savaş aleyhtarı askeri uzmanı Daniel Ellsberg belgeleri fotokopiyle çoğaltıp New York Times’a sızdırdığında, gazete ikiye bölünmüştü; “ulusal güvenlik tehdit altına girer mi?” diyenler ile“Amerikan halkı uyutuluyor, kamuoyuna gerçekleri söylememiz lazım” diyenler uzun bir tartışma dönemi sonunda, belgelerin gerçek olup olmadıkları uzmanlarca incelendi, bu anlamda oto-kontrol açısından gazete çok başarılı bir örnek gösterdi.

13 Haziran 1971’de New York Times belgelerin ilk bölümünü yayımladıktan sonra, Nixon yönetimi yayını durdurdu, Bu arada Ellsberg belgeleri Washington Post ve 17 gazeteye daha sızdırdı. Yüksek Mahkeme (New York Times V.U.S.A) üçe karşı altı oyla Başkan Nixon aleyhinde karar verdi. Bu o dönemde tüm dünyada ABD’de Nixon yönetimine karşı basının zaferi olarak kabul edilmişti. O dönemden sonra da 1973 yılında Başkan Nixon’u istifaya zorlayan Watergate skandalından başka gazetecilik başarısı olarak nitelendirilebilecek bir örnek olmadı.


ŞEFFAF TOPLUM YARATMA PROJESİ

Gazetecilikte ve diplomaside yeni tartışmaları beraberinde getiren WikiLeaks, devletleri denetlemeye açan bir hareket olarak tanımlıyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi gereği basın özgürlüğünü koruyan ve adeta kutsayan, kaynaklarına çok sıkı koruma sağlayan, yalana ve sansüre ödün vermeyen WikiLeaks’ın en büyük derdi, şeffaf toplum yaratma projesi. Dünyadaki haksızlık (savaş, cinayet, şiddet, istismar, işkence ve gözaltı) yolsuzluk (hükümet, ticaret ve kurumsal şeffaflık) ve insan hakları ihlallerinin ‘sır’ olarak kalmasına karşı çıkarken, ‘polis/jandarma’ devletlerin gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına da yardımcı oluyor. Yasa dışı-etik dışı davranışlar hakkında ‘bilgi uçuranlar’ (whistleblowers) sayesinde, Kenya’daki seçim sonuçlarından tutun da, İzlanda’daki bankacılık sektöründeki yolsuzlukları, Irak’ta aralarında iki çocuk, iki Reuters görevlisi olmak üzere, toplam 11 kişinin Amerikan askerleri tarafından öldürülmesini, Guantanamo’da savaş esirlerine yapılan işkenceleri, dünya kamuoyuna duyurdu.


BEKÇİ KÖPEĞİ ROLÜ

Pentagon Belgeleri Vietnam savaşı sorumlularının yalanlarını ortaya koyarken, WikiLeaks Amerikan askeri birliklerinin sivil kayıpları neredeyse görmezden geldiklerini, oysaki 2004-2009 yılları arası bu rakamın 66.000’i aştığını açıklamış, dokümanlar koalisyon güçlerinin sivilleri öldürürken ABD otoritelerinin Iraklı polis ve askerlerinin işkence, tecavüz ve cinayet raporlarını da görmezden geldiğini ortaya koymuştu. WikiLeaks’in hükümetler ve kurumlarla uğraşmaması için ihlal, yolsuzluk, haksızlığa bulaşmamaları gerekiyor, adeta global ölçekte ‘Bekçi Köpeği’ rolünü üstleniyor. Üstelik kötü ısıran ve iz bırakan bir türü, ‘şeffaf ve saydamlık’ esasına sadık olduğu kadar, bilgi sızdırıcılarını da gizli tutmakta bir o kadar başarılı.


GLOBAL MEDYA VE İŞBİRLİK

Son olarak da, WikiLeaks, Obama yönetiminin ikazlarına aldırmadan, ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait 250.000’e yakın belgeyi internet sitesinde yayınladı. Yeni medya ve global medyanın böylesine bir işbirliği içine girmesi tarihte ilk kez gerçekleşiyor. Burada WikiLeaks’in en önemli başarısı, 92.000 belgenin eş zamanlı olarak New York Times, Guardian ve Der Spiegel tarafından kullanılması oldu. Bu üç gazete WikiLeaks ile verileri analiz etme üzere antlaşma yapmıştı. Bu sayede, New York Times, Guardian ve Spiegel'in hem tirajları patladı, hem de gazeteler belgelerin güvenilirliğini teminat altına almış oldu. Diğer yandan, New York Times, Irak’ın işgali döneminde Bush yönetiminin ‘Kitle İmha Silahları Yalanları’ndaki tarafgir yayınlarından duyduğu suçluluk duygusuyla, bu kez kaybettiği güvenirliliği kazanmada kararlığı gözüküyor. ABD’deki diplomasi gizliliğini bertaraf eden belgeler kurucu Assange’a göre ‘korkunç ihlaller ve etik-dışı uygulamalar’ içeriyor. Belgeler hakkında bir sürü komplo teorisi üretilmeye başlandı, ciddi iddiaların yanı sıra, ‘dedikodu’dan öteye geçmeyen ve hatta ciddiye alınmayacak türden iddialar da var.

Daha bir sürü açıklanmayı bekleyen belge olduğu iddia ediliyor, belgeler yayınlandıkça komplo teorileri üretilmeye devam edecek. Burada üstünde düşünülmesi gereken bazı sorular var: İfade özgürlüğünün global ölçekte kurumsallaşmasını hedefleyen Assange’ın bu rüyası gerçekleşecek mi? Bu belgeler, global siyasi ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkileyecek? Belgelerin, ‘kamunun bilgi edinme hakkına’ ve ‘medyanın kamuoyunu bilgilendirme yükümlülüğüne’ katkı payı ne olacak? 28 Kasım’da WikiLeaks Belgeleri’nin yayınlanmasından yalnız iki gün sonra, 30 Kasım’da Interpol’un, Assange için tecavüz suçundan ötürü kırmızı bülten çıkarması ironik değil mi?

*Prof.Dr./Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi