Sonat Bahar/Sabah Gazetesi- 16.05.2010
Deniz Baykal'ın Nesrin Baytok'la internete düşen görüntüleri, Türk medya tarihinde tam anlamıyla ilkleri barındıran, 'gazetecilik' açısından eşine az rastlanabilecek bir test anlamına geliyordu. Peki
Türk basını testi geçti mi? Ergenekon belgeleri, telefon kayıtları derken medya etik ve karar konusunda yeni bir olayla sarsıldı. "CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve milletvekili Nesrin Baytok'un 'ilişki' görüntüleri haber mi değil mi?" meselesiyle. Türkiye'de tartışmaların 'döndü mü dolap, durdu mu duvar' şeklinde yapılmasından ifratla tefrit ararsında gidip gelmeye alıştık. Fütursuzca ihlal edilen özel hayatlardan, söz konusu muhalefet lideri olduğunda "Asla haber değil," noktasına savrulduk. Üstünden bir hafta geçmesine rağmen bu olayın haber boyutu, yazılı ve görsel medyanın tutumu, internetin kontrolsüzlüğü hâlâ tartışılıyordu. Gazetecilerin, televizyon habercilerinin ve akademisyenlerin görüşleri şöyle:
Prof. Dr. YASEMİN İNCEOĞLU /Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi
”Haber değeri taşır”
"Bir yanda, evli ana muhalefet partisi lideri, diğer tarafta, aynı partiden evli kadın milletvekili, dünyanın her yerinde bu görüntüler haber değeri taşır. Özellikle de görüntünün otoriteyle ile ilgili olması, olumsuzluk ve çatışma unsurları içermesi de haber değerini pekiştirici özelliklerdir. ABD eski Başkanı Clinton ve İtalya Başbakanı Berlusconi'nin özel yaşamlarının tüm ayrıntılarının küresel ve ulusal medya tarafından gözler önüne serildiğine hepimiz tanık olmuştuk. Ancak burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekir: Her haber değeri taşıyan haber, etik haber demek değildir. Kaldı ki bu görüntülerin yayınlanmasının etik olmadığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Gazetecinin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi’nin Gazetecinin Temel Görevleri ve Yetkileri alt başlığı şöyle belirtiyor: “Gazeteci, kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiç bir amaç için, izin verilmedikçe özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez”. Gazetecinin Doğru Davranış Kuralları bölümünün Bilgi-Belge Alt başlığı da şöyle devam ediyor: “Doğrudan kamu yararı olmadıkça, sahibinin izni dışında belge, fotoğraf, ses yahut görüntü alınmamalıdır. Kamu yararı söz konusu olduğunda dahi, yukarıdakilerin başka hiçbir şekilde elde edilmeyeceğine kesin kanaat getirilmiş olması gerekir”.Kuşkusuz bu görüntüler siyasi liderin kişilik ve özel yaşam hakkını ihlal etmektedir. Ancak siyasi liderlerin 'özel yaşam' çemberleri sıradan insanlarınkine göre oldukça dardır. Siyasetçiler kamuya mal olmuş kişiler olduklarından, kamuoyuna karşı sorumlulukları ile kamuoyunun onlardan beklentileri üst seviyededir: Hata yapmaları veya zaaflarına yenik düşmeleri halinde kamu nezdinde güven kaybına uğrarlar. Bilindiği üzere görüntüler metacafe adlı siteye webfatihi rumuzlu kullanıcı tarafından şok şok şok…. başlıklarıyla kondu, 70 dk sonra Vakit gazetesi montaj ve planlı bir servis olduğu konusunda ciddi şüpheler içeren görüntüleri adeta “ahlak bekçili” ği yaparak sitesine koydu. İnternette yayılan bu haberi bazı gazete ve televizyonlar görmezden geldiler, ancak bunu gazetecilik etiği kaygılarıyla değil, farklı kaygılarla yaptılar. Ulusal basının bir bölümü de görüntüleri “komplo”, “ahlaksızlık”, “alçaklık”, “rezalet” başlıklarıyla verdiler. Her ne kadar bazı gazeteler CHP – AKP kutuplaşmasında taraftar gibi davransalar da, genel olarak medyanın bu süreçte tabloidleşme eğilimi göstermeden mümkün mertebe seviyeli ve ihtiyatlı, bir başka deyişle medya etiğine uygun davrandığını söyleyebiliriz.