Güncel

Medya bağımsızlığını tartışmalıyız

İstanbul(İÜHA)- Gazeteciler ve akademisyenler, medya, siyaset ve iktidar ilişkileri ile gazeteci Emin Çölaşan’ın işten çıkarılması bağlamında medyanın bağımsızlığını masaya yatırdı. Demokrasilerde siyasi iktidarı denetleyen medyanın da sivil toplumca denetlenmesi gerektiği savunulan toplantıda, İLAD Başkanı Dr. Hıfzı Topuz, “Medya, devlet kanallarıyla kullanılıyor, gazeteciler kovuluyor.

Bağımsız bir medyadan söz etmek mümkün değil” dedi. Sabah Gazetesi Yazarı Umur Talu,“Ertuğrul Özkök bugün varsa Emin Çölaşan konuşmadığı içindir” derken, araştırmacı Mustafa Sönmez, Çölaşan/ın Özkok’ü eleştirdiği kitabı kastederek ”O kitbı kovulmadan önce yazmalıydı” diye konuştu.

İletişim Araştırmaları Derneği`nin (İLAD) girişimi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti`nin (TGC) desteğiyle kurulan Medya Gözlem Platformu (MGP), “Medya - Siyasi İktidar İlişkisi ve Emin Çölaşan Olayı” adlı bir açık oturum gerçekleştirdi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen toplantıda konuşan İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) Başkanı Dr. Hıfzı Topuz, sivil toplum örgütlerinin katılımı ile medyanın da denetlenen bir oluşum haline gelmesi gerektiğini söyledi. Avrupa’da yapılan medya denetiminin ticari olmadığını belirten Topuz, “Ancak para kaygısı olmadan, iyi niyet ve özverili çalışmayla medya denetimi yapılabilir” diye konuştu.
“Medyanın bağımsızlığını sağlamak için neler yapabiliriz, bunları tartışmalıyız” diyen Topuz, medyanın devlet eliyle, farklı kanallarla kullanıldığını kaydetti.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek de gazeteci Emin Çölaşan’ın “Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” isimli kitabını değerlendirdi. Kitaptan seçtiği bölümleri irdeleyen Şimşek, açık oturumda tartışılacak konular hakkında dinleyenleri bilgilendirdi.
Araştırmacı - yazar Mustafa Sönmez, Gazeteci Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi’nden kovulmasını ve medyanın durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Kitap kovulmadan önce yazılmalıydı”

Sönmez, “Emin Çölaşan kovulduktan sonra değil, gazeteden kovulmadan önce yazmalıydı o kitabı” diyerek, gazeteci Emin Çölaşan’ın işten çıkarılmasının, kendisini “vazgeçilmez olarak gören” gazetecilere ders olması gerektiğini söyledi.
Medyanın diğer sektörlerden farklı olması gerektiğini belirten Sönmez, medya ürünlerinin diğer sektörlerdeki gibi mal ve hizmet şeklinde standartlaşmamsı gerektiğini kaydetti. Sönmez, “En büyük diktatörlük okuyucuya yapılıyor. Herkes istediği haberi ve yorumu alabilmeli” şeklide konuştu.
Sönmez, tekelleşen medya kurumlarının gazete dağıtımını da kontrol ettiklerine dikkat çekerek, yeni bağımsız gazetelerin eskisi gibi kurulamayacağını savundu. Sönmez, “Dağıtım şirketleri bugün iki grubun elinde. Dolayısı ile haber ve yorumdan yoksun, sığlaştırılmış bir haber anlayışı önümüze gelmekte” dedi.

“Özkök, Çölaşan konuşmadığı için hala var”

Sabah Gazetesi Yazarı Umur Talu ise Emin Çölaşan’ın, “Diğer gazeteciler de sansür ediliyor” diyerek, gazetecileri zan altında bıraktığını söyledi. Emin Çölaşan’ın kitabında Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ü eleştirmesini samimi bulmadığını ifade ederek, “Ertuğrul Özkök bugün varsa Emin Çölaşan konuşmadığı içindir” yorumunu yaptı.
Turan Selçuk, Bedri Karaman gibi yazarların Milliyet’ten çıkarıldığı günlerde, Emin Çölaşan’ın tepki göstermediğini ileri süren Talu, “Emin Çölaşan’ın ilkesel iktidar eleştirisi yoktu. Yaptığı muhalefet de seçmece bir muhalefetti” diye konuştu.
Galatasaray Üniversitesi’nden Ragıp Duran da gazeteci Emin Çölaşan’ın “Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” adlı kitabının konuşulması gerektiğini söyledi. Kitabın bu kadar çok satmasına rağmen, herhangi bir yerde konuşulmadığını kaydeden Duran, “Emin’in kitabını samimi bulmuyorum. İlkokul çocuğu seviyesinde yazılmış bir kitap. Onun kovulmadan önce istifa etmesi gerekirdi”
Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu ise Türkiye’de 1980’lerden itibaren yönetici ve köşe yazarları ile muhabirler arasında fark gören bir “medya aristokrasisi” oluştuğunu söyledi. İnceoğlu, bu süreçte gazetecilerin, iş güvencesinden yoksun hale getirildiklerini söyledi.
12.04.2008