Güncel

İletişim hocasının DJ’lik sınavı

MÜGE ÇELEBİ
Profesör Yasemin Giritli İnceoğlu kültür merkezi garajistanbul’da yarın düzenlenecek partide DJ’lik yapacak, cazdan başlayıp hard rock’a kadar uzanacak. İnceoğlu: “Hepsi tamamen kendi zevkim. ‘Bir yere gitsem ne duymak isterdim?’ diye düşünerek seçtim çalacağım parçaları”

Fit bir vücudu, 1.80’lik boyu, sarı saçları, bronz teni, sağ kolunda bir dövmesi, güzel bir yüzü var. 47 yaşında. 22 yıllık evli, 17 yaşında kızı var. İngilizce, İtalyanca ve Fransızca biliyor.


Uzun yıllar voleybol ve tenis oynamış, at binmiş, dalmış, sörf ve su kayağı yapmış, paraşütle uçmuş, 16 yıl bale ve modern dansla uğraşmış, Vural Gökçaylı’nın bir defilesinde podyuma çıkmış. Profesyonel rehberlik brövesi var. Yarın akşam da garajistanbul’da bir geceliğine DJ’lik yapacak, bir caz seçkisi sunacak.
Bu profilde bir insanın bilimkadını olacağı aklınıza gelmez. Oysa o, bir profesör: Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Yasemin Giritli İnceoğlu.

Daha önce DJ’lik yaptınız mı?
Hayır. Bu ilk deneyimim olacak. Hiçbir enstrüman da çalmıyorum. Gerçi annem (avukat Suna Giritli) iyi piyano çalardı. Abimle benim de piyano öğrenmemizi istemişti. Bunun için yarı Rus yarı İtalyan bir hoca getirtmişti eve. Ama ben küçüklüğümden beri hep ne istediğini bilen biriydim. 4 yaşındaydım ve piyano değil, bale öğrenmek istiyordum. Piyano hocasına abimle yapmadığımız kalmadı. Sonunda onu kaçırttık.

Ama caza meraklısınız...
Evet. Cazı eskiden beri çok severim. 12 Mayıs’ta da caz müziğinden parçalar çalacağım.

Neler çalacaksınız?
Programım klasik cazla başlayacak. Nina Simone, Quincy Jones, Louis Armstrong ve Dinah Washington gibi sanatçılarla. Sonra yavaş yavaş popa döneceğim. Brian Hughes, Billy Cobham, George Benson, Santana, Chick Corea, Spyro Gyra gibi sanatçılara yer vereceğim. Pink Floyd’un “Money” şarkısını da çalacağım. “Cazımsı” bir havası var çünkü. Son olarak da hard rock’la kapanacağım. Megadeth ile.

“Evimizde güzel bir caz koleksiyonu var”

Bunları kendi zevkinize göre mi seçtiniz, yoksa topluluğu coşturacak parçalar olmasına mı dikkat ettiniz?
Hepsi tamamen kendi zevkim. “Bir yere gitsem ne duymak isterdim?” diye düşünerek seçtim çalacağım bu parçaları. Evimde de zaten güzel bir caz seçkim var. Asıl eşim ve kızım cazı çok sever. Evimizde çok güzel bir caz koleksiyonumuz var. Seçtiğim parçaları stüdyoda CD’ye çektim, ilk kez DJ’lik yapacağım.

Garajistanbul ile bir araya gelmeniz nasıl oldu? Size nasıl DJ’lik teklifi geldi?
Bunun hikayesi çok ilginç. Geçen yıl çocukluk arkadaşım Suzan beni garajistanbul’da düzenlenen dans haftasına götürdü. Bu mekan ve oradaki kültür-sanat etkinlikleri beni büyüledi. Oraya katkıda bulunmak, bir yerinden tutunmak istedim. “Bireysel destekçilik” diye bir statüden haberim oldu. Garajistanbul’a telefon açıp onlara destek olmak istediğimi söyledim. Çok şaşırdılar. Böylece bir araya geldik. DJ’lik teklifi ise onlardan geldi. Benim aklımda bile yoktu.

Heyecanlı mısınız peki? Ya beceremezsem korkusu var mı?
Hem de çok heyecanlıyım. Çok güzel bir his. Ama “Ya beceremezsem” korkusu yok içimde. Onlar da bana zaten destek olacaklar. Orada terk edilmeyeceğim tabii ki. Teknik ekipten birileri olacak yanımda. Ayrıca dostlarım da beni yalnız bırakmayacak.

Seçtiğiniz parçaları garajistanbul’da beğendiler mi?
Bakmadılar ki. Ne çalacağımı bilmiyorlar bile. Sadece caz çalacağımı biliyorlar. Ne ben onlara danıştım ne de onlar sordu. “Bu sizin geceniz, ne isterseniz çalın” dediler.

Küçükken piyano derslerinden kaçıyormuşsunuz. Birden müzik merakı nasıl depreşti böyle?
Müziği hep seviyordum. Ama enstrüman çalmak başka bir şey. Başkalarının çaldıklarını çalmak daha zevkli benim açımdan. Küçükken enstrüman işine çok fazla ilgim olmadı. Ama sonradan pişman olmadım değil...

Baleye meraklıymışsınız. Bale yaptınız mı?
Evet. Önce klasik bale sonra modern dans yaptım. Çağdaş Bale Topluluğu’nda yıllarca dans ettim. Bale hocalığı sertifikası aldım. Grupta en uzunlardan biri ben ve Çiğdem Tunç’tuk. O yıllarda 18-20 yaşındakiler diskoteklere giderdi, bense her hafta sonu vapura binip Kadıköy Halk Eğitim’de yer alacak gösterilerin bale çalışmalarına katılırdım. Akşam da ayaklarıma alkollü sularla pansuman yapardım.

“16 yaşında üniversiteye başladım, 38 yaşında profesör oldum”

Sporla aranız iyi. Hangi sporları yaptınız?
Aklınıza gelebilecek aşağı yukarı her sporu. Ama 31 yaşında kötü bir dalış tecrübesi yaşadım ve işler değişti. Tüpte havanın bittiğini sandım, 18-20 metre derinlikte çok tehlikeli olduğunu bildiğim halde nefesimi tutup paletle tam gaz yukarı yüzdüm. Suyun üzerine nefes nefese çıktığımda ilk aklıma gelen “Ya ben ölseydim 1,5 yaşındaki çocuğumu annesiz mi bırakacaktım?” oldu. Daha sonra yaptığım tüm riskli sporlara dur dedim.

Anne-babanız da sizin gibi aktif insanlar mıydı?
Babam 70 yaşına kadar annemle düzenli olarak tenis oynar, jogging yapardı. Annemse futa çekerdi (altı kişinin kullandığı, ince uzun yarış kayığı). Galatasaray Kulübü’nde şampiyonluğu da var.

Babanız, idare hukuku profesörü İsmet Giritli 1961 Anayasası’nı hazırlayan bilim adamlarındandı. Akademisyenliği seçmenizde onun bir etkisi oldu mu?
Babam her zaman çok hayran olduğum bir kişiydi, onun kızı olmak hem çok güzel hem de bir o kadar zordu. Disiplin, dakiklik, sistematiklik bizim evdeki yükselen değerlerdi. Onun için babam akademisyen olmaya karar verdiğimde benim özgür kişiliğimi bildiğinden “Kızım iyi düşündün mü, bu uzun soluklu bir maraton” demişti. Sonra akademik kariyerimde ilerledikçe her fırsatta benimle gurur duyduğunu söylerdi. Ben mesleğimi ve öğrencileri her zaman çok sevdim.

Kaç yaşında profesör oldunuz?
38. O dönem için erken olabilir ama ben okula 5 yaşında başladım ve üniversite birinci sınıfta 16 yaşındaydım. Sonra da hiç sene kaybım olmadan akademik kariyere devam ettim.
 
Milliyet
13.05.2008