Bu hafta medyanın kodlarını çözmek, Aktütün ve Ergenekon’da bariz bir şekilde yaşanan taraflaşmayı anlamak için Galatasaray Üniversitesi iletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Yasemin İnceoğlu ile bir araya geldik. Perşembe günü üniversitede yaptığımız röportajda İnceoğlu medyanın ulusal çıkarları koruma gibi bir görevinin olmadığını söyledi. İletişim profesörüne göre özellikle 11 Eylül’den sonra dünyada, gazetecilerin ulusal çıkarları gözettiği bir akım ivme kazandı. Bu yüzden medya oto sansür uyguluyor. Türkiye’de yaşananlar da bu oto sansürün kırılması.
Medyanın kendisi yaklaşık bir yıldır haber olmaya başladı. “Ben buradayım” diye bağıran bir varlık oldu sanki. Böyle bir değişimin nedeni ne sizce?
Evet, böyle bir değişim var ama bu değişim son bir yıldır mı ortaya çıktı acaba?
• Öncesi var elbet ama Taraf Gazetesi kurulduğundan beri medya üzerinden, medyayı haberleştirerek konuşmak olağan hale gelmedi mi?
Evet, Taraf başka gazetelerin yazmadığı, yazmaya yanaşmadığı konulara cesurca el atıyor. Bu, bahsettiğiniz değişimde büyük bir etken. Ancak son 3-5 yıldır küreselleşmenin ivme kazanması, medya patronları, iktidar-sermaye ilişkilerinin neredeyse ahbap-çavuş şeklinde yürüdüğü bir sistem var. Ve değişim bunun doğal bir sonucu. Taraf belki burada tuz biber oldu ama diğer gelişmeler de etkili bu değişimde. Medya artık bekçi köpeği (watchdog), 4. kuvvet olma fonksiyonunu yitirdi.
• Neden? Var olma sebebi mi değişti?
Bir defa karşı güç olmaktan vazgeçti. Medya kamunun bilme hakkından doğan bir erk. Bu hak medya açısından önemsizleşti. Çünkü medyanın kendi çıkarları, mülkiyet yapısı siyaset ile çok sıkı fıkı olmasına sebep oldu.
• Bilme hakkı yerine neyi koydu?
Dezenformasyon, manipülasyon, misenformasyonu koydu.
EGEMENLİK ÇATIŞMASI ETKİLİ
• Türkiye’de egemen ideoloji üzerinde bir çatışma olduğu için medya üzerinde böyle bir çatışma yaşanıyor olabilir mi?
Evet, çok doğru bir tespit. Kırılmayı böyle görüyoruz.
• Medya taşıyıcı güç tabii. İdeolojileri taşıyor ancak rollerin değişme olasılığı var mı? Medya sürükleyici güç olup da siyaset onun arkasından gidebilir mi? Mesela Taraf’ın Kürtler ve Kürt siyaseti üzerinde böyle bir etkisi olabilir mi?
Olmaz mı? Olur tabii. Taraf’a çok ciddi gazetecilik sorumluluğu düşüyor. Gazetenin sakin bir şekilde, karşı tarafın öfkesine kapılmadan devam etmesi lazım. Kamu yararını unutmaması lazım.
• Öyle ama Türkiye’de ortak bir kamu yararından bahsedebilir miyiz? Aklıma Gramsci’nin çökelti kavramı geliyor. Çökelti toplumsal ortak izler demek. Türkiye’de çökeltinin ortak olmaması problem yaratıyor olabilir mi?
Çökelti ortak değil, evet. Bizde bir çok şey ortak değil. Bir çok konuda bölünme var. Bir yandan müthiş bir aidiyet havası ama öte yandan müthiş bir parçalanma.
• Öyle ama bu yeni bir şey değil bence. Bunu göstermeye cüret eden medya sayesinde yeni bir şey gibi mi algılanıyor?
Evet, bunun payı var. Ama tabii biraz da dönüşüme uğradı ya da öyle gösteriliyor. Tam olarak bilemiyorum.
KİMSE ‘BUNU YAP’ DEMİYOR
• Medya ve ulusal çıkar arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?
Devlet güvenliği en yüce yasadır, ilkesini savunanın medya olmaması lazım. Medya ulusal çıkar savunuculuğu yapma görevi yerine getiremez. Ama gazeteciler ulusal çıkar nosyonunu çok içselleştiriyorlar. Kimse dikte etmiyor ama gazeteci, ulusal bir meselesi varsa orada uzlaşma ihtiyacı duyuyor.
• Ortadoğu medyasında da mı böyle?
Evet, kapalı toplum özelliği gösteren, demokrasi sürecini tam tamamlayamamış ülkelerde, itaatin yaygın olduğu coğrafyalarda özellikle böyle.
ABD VE TÜRKİYE’NİN FARKI
• Öte yandan açık ve demokratik olmasına rağmen ABD’de de böyle. Özellikle 11 Eylül’den sonra. Neden?
ABD farklı. Amerikalılar süper güçtü. Hiç saldırıya uğramamışlardı. 11 Eylül’de o sembol yıkıldı. Birkaç çatlak ses dışında ABD medyası bir araya gelerek Bush’un söylemini yeniden üretti ve meşrulaştırdı. Bu yüzden basında oto sansür ivme kazandı. Türkiye’de son dönemde yaşananlar belki de bu oto sansürün tartışılmaya açılması.
• Türk medyası da 11 Eylül sonrası konsensüse varmış gibi terör konusunda tek bloktu. Son dönemde değişen bu oldu?
Türkiye’nin terör problemi yeni değil. Bu, şiddetle çözümlenecek bir mesele de değil. Yeni olan şu: Orgeneral Başbuğ genelkurmay başkanı olunca hepimiz umutlanmıştık. İletişim konusunda daha başarılı ve daha yumuşak bir ton izleyeceğini düşünmüştük. TSK kamuoyunda güvenilen bir kurumdu. Ama bu güven Ergenekon ile birlikte biraz düştü.
TABU O HABERLERLE KIRILDI
• Özellikle Aktütün olayında bir kısım medyanın askerin karşısında olmasının açıklaması ne?
TSK medyadaki 5-6 tabudan biriydi. Ama Taraf bunu kırdı. Belgeleri yayınladı. Bence her gazete eline böyle belgeler geçse yayınlar.
• Bir iletişim profesörü olarak Taraf’ın yaptığının bir gazetecilik başarısı olduğuna inanıyor musunuz?
Taraf’taki belgelerin servis edildiği iddiası var. Ama servis nedir? Onun yollarını bilmeliyiz. Çaba göstermeden o belgelerin ele geçirilip yayınlanması gazetecilik mi diye soruyorsanız o ayrı cevaplanır.
________________________________________
Eleştiri nedeni askerler
• Benim aklıma servis edilen haberlerle önemli yerlere gelmiş gazeteciler geliyor. Mesela Emin Çölaşan. Kamuoyu onu araştırmacı gazeteci olarak bilir. Burada çifte standart mı var?
Evet, Minik Kuş der mesela Çölaşan. Onunki fazla eleştirilmez. Ama bence Taraf’a yapılan eleştiriler onun asker düşmanlığı yaptığı temelinde. Herhangi bir şeye karşı düşmanlık yapan gazetecilik anlayışı yanlış. Gazetecilik doğası itibarıyla barıştan ve insan haklarından yana olmalı. Aktütün’de hakikaten bir ay öncesine dayanan bir ihmal varsa Taraf bir zafiyeti ortaya çıkarmıştır ve bu bir başarıdır.
• Bütün bu olumsuzluklar ve tartışmaların yanında tabu olan konuların dile getirilmeye başlanması olumlu bir şey midir?
Bence çok olumlu bir şey. Daha önce Kürt meselesi, asker, laiklik hiç konuşulmazken şimdi hiç olmazsa masaya yatırılmış vaziyette.
• O zaman Taraf Gazetesi’nin olumlu bir etkisi var, diyebilir miyiz?
Tabii ki var. yeter ki Taraf savunduğu gibi, doğru olduğunu düşündüğü belgeleri yayınlamaya devam etsin. Hatırlarsanız ABD’de 70’lerde New York Times 70’li yıllarda Vietnam politikaları üzerine Pentagon Papers adlı 47 ciltlik belge yayınlamıştı. O zaman tüm gazeteler bunu tefrika halinde yayınladı.
________________________________________
TEPKİLER OLUMLUYDU
• Başbakan’ın “şu yayınları okumayın” tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok talihsiz bir açıklama bu. Ama iyi sesler çıktı. Başbakan’a yakın gazeteler de dahil olmak üzere karşı duruşlar gördük. Başbakan’ın açıklaması basını yadsıyacak bir açıklama. Bu açıklama otoriter kuramdaki davranışa uyuyor. Dayatmacı ve dikte edici. Ama tepkileri olumlu buluyorum.
• Evet, nispeten Başbakan’a karşı tepki oluştu ama Genelkurmay Başkanı’nın sert çıkışına karşı aynı tepkiyi göremedik.
Evet, bunda Başbakan’ın da ertesi gün Genelkurmay Başkanı’na destek çıkmasının payı var. Türkiye’de asker hâlâ ayrı bir alan.
Dokunulmuyor fazla.
Akşam Gazetesi/27.10.2008
Nagehan ALÇI
01.11.2008 |