
Yunan Medyası ve `Öğrenci İntifadası` |
| Yunan medyasının haber vermedeki tarafgir ve yavaş temposu, sokağa dökülen ve tepkilerini zaten çoktan ortaya koyan kalabalığın, umutsuzluk, kızgınlık, öfke duygularıyla empati kurmasını olanaksızlaştırdı. Kısacası toplumdaki hızlı haber akışı, medyanın haber akışını faka bastırdı. |
Polisin, tanıkların ve Uluslararası Af Örgütü’nün ifadeleri birbirleriyle çelişen türdendi. Polis, 20-30 kişilik genç grubun kendilerine saldırdığını, kurşunun sekmesi sonucu çocuğun öldüğünü iddia ederken, Uluslararası Af Örgütü, aralarında söz dalaşına giren polis ve gençler arasında çıkan kavga sonucu, Alexis’in polis tarafından öldürüldüğünü açıklıyordu. Saat 21.03’de patlak veren olay, 21.30’da anarşistlerin ve aşırı-solcuların propagandacısı olmakla suçlanan Greek Indymedia sitesinden duyuruldu. Hatta sitenin “Ölü İçin İntikam”, “Polis Şimdi Bunu Ödemeli””Herkes Sokaklara Dökülsün” türünden mesajlar yayınladığı gerekçesiyle, “Yunan Vatandaşlar Koalisyonu”’, “Indymedia’ı Durdurun” kampanyasını başlattı. Televizyon ve radyo kanalları olayları ancak isyancılar sokaklara döküldükten sonra öğrenebildiler.Gece geç baskıya giren birkaç spor gazetesi dışında, ertesi gün bile günlük gazetelerde protestolar ile ilgili hiç bir haber yayımlanmadı. Çok hızlı mobilize olan gruplar polis aleyhinde internet ve sms aracılığıyla eylem çağrısında bulundular. Ana akım medya olaylara asgari ölçüde yer verirken, yerel medya ve alternatif medya, özellikle de “Twitter” (genellikle bloglarda kullanılan anlık ileti sistemi) üyesi kullanıcıları an ve an olayları takip edip hızlı bilgi paylaşımı olanaklarını çok başarılı biçimde kullandılar. Yunan Radyo TV Ulusal Konseyi’nin “Son olayları yayınlamak, yayıncılık yasalarını ihlal etmek tehlikesini doğurur” uyarısı da zaten sansür ve oto-sansür habercisiydi. Ekonomik sıkıntı ve skandallarla baş etmeye çalışan muhafazakar hükümet ülkedeki durumdan çok tedirgin. Ekonomik krizin, zaten var olan işsizlik, hükümete olan güvensizlik, sağlık ve eğitim hizmetleri ile ilgili sorunları tetiklemesinin yanı sıra, günlük gazete Eleutherotupia’nın ortaya attığı “Yunan polis karakollarında veya hapiste haftada ortalama bir kişi gözaltında iken öldürülüyor” iddiası da, demokrasinin ana vatanı olan Yunanistan’ın içinde bulunduğu durumun karmaşıklığını gözler önüne seriyor.1985 yılında benzer bir olay sonrası gençler ve polis arasında adeta “kan davası”na dönüşen bir süreç başlamıştı. Bu son olaylarda da hükümet ve polis başarısız bir performans izledi, ancak Yunan medyasının da onlara bu konuda eşlik ettiği söylenebilir. Yunan medyasının haber vermedeki tarafgir ve yavaş temposu, sokağa dökülen ve tepkilerini zaten çoktan ortaya koyan kalabalığın, umutsuzluk, kızgınlık, öfke duygularıyla empati kurmasını olanaksızlaştırdı. Kısacası toplumdaki hızlı haber akışı, medyanın haber akışını faka bastırdı. * Prof.Dr./Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi
|