. Ben bir derse iki çuval malzemeyle gitmeyi çok önemsiyorum. Dersler ritüel gibi geçiyor; dört saatlik dersi ara vermeden kapatıyoruz. Öğrenme denen o muazzam zaman diliminin eziyet olarak değil hayata zenginlik katmak olarak geçirilmesi gerektiğini biliyorum. Dolayısıyla dolup taşıyor oda. Karmaşık görünmesine rağmen kendi içinde her zaman bir sistemi vardır. Bir öğrencinin 11 sene önce yaptığı bir ödevi sorduğunuzda, "bir saniye" deyip, zırt diye çıkartırım. Sistem olmak zorunda, yoksa bana iki tane hangar verseniz gene sığmaz. Tam da bu yüzden başkası dokunamaz odama, gerçekten çok hassas dengeler üzerine inşa edilmiş bir düzenek var her yerde. On binlerce plak, doküman içinde yaşıyorum. Ben tanıdığım en müzik meraklısı elemanlardan biriyim! Bir sürü sıra dışı insan tanıdığımı söyleyebilirim. Odanın içinde haritalar, basket topları, Himalaya fotoğrafları, Hindistan harmonyumu, kısa dalga radyosu gibi ne varsa benim yığın içinde yer buluyor. Ayrıca ben bünyemi tartmadan bütün parayı müzayedelerde falan harcamaya bayılırım. Arşiv takıntısı, değerli dergi, kâğıt takıntısı var. Bana plak, kitap falan hediye etmek dünyanın herhalde en zor işidir. İlgimi çeken bir şey varsa bir yolunu bulur onu edinirim ve bende vardır. Ama öte yandan beni mutlu edecek tuhaf bir şey bulmak da çok kolaydır. Kitch merakı da vardı bende; ondan zor kurtuldum. Plastik bir leğen görüp rengini beğendiysem tamamdır!
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu (Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)
İlle de aile fotoğrafları
"Bilgisayar benim yaşamım sayılır, yaz tatili, seyahat dönemlerini bilgisayarsız düşünemem. `Ben bugün maillerime henüz bakmadım` diyenlerden değilim, belki de iletişimci olmamdan kaynaklanıyor bu abartılı titizlik."
Ben ciddi vakit geçiriyorum çalışma odamda. Dolayısıyla benim özel alanım; kendimle baş başa kaldığım, araştırmalarımı, projelerimi, kitaplarımı yazdığım bir alan, dolayısıyla tam teçhizatlı olması lazım. Çiçek benim için çok önemli, saksı çiçeği de sevmeme rağmen, odamda sokaktan satın aldığım taze çiçeklerin yeri başkadır. Hiç boş bırakmam bir yeri; incik cıncıkçıyım. Her birini de çok severim. Değerli olması, kıymetli olması, bir paha etmesi gerekmiyor. Fotoğraf için de aynı şeyi söyleyebilirim, gittiğim yerlerde zaman zaman lüzumsuz sayılabilecek kadar fotoğraf çekerim. Özellikle çalışma mekânıma ailem ile ilgili fotoğraflar koyarım. Aile fotoğraflarına çok önem veririm. Biraz nostalji, biraz da kökenine sahip çıkmak duygusu galiba; çok hoşuma gidiyor. Ayrıca, Edward Hopper`ı çok severim, onun da resimleri var duvarlarda. Çalışırken tütsü yakmayı severim. Müziksiz çalışmam, bale yaptığım için klasik müziği çok severim, ruhumu dinlendiriyor adeta.
Prof. Dr. Nilüfer Narlı (Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı)
"Düzen değil, temizlik önemli"
"İnsanlar bulundukları alana damgalarını vurmak istiyorlar. Semboller çok enteresandır; kimlere önem veriyorlar, fotoğraflardan anlayabilirsiniz. Yetiştikleri kültür, dünya görüşleri de yansıyabilir."
Ben evde çok rahat ve hızlı çalışabiliyorum. Üniversitede kesintiye uğrayabiliyor. Hep açık kapı politikası izliyorum ve bir öğrenci gelip bir şey sorsa derinlerden su yüzüne çıkmak zorunda kalıyorum.
Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 193. sayısında bulabilirsiniz!
22.06.2009 |