Güncel

Bush, Amerikan tarihinin en dindar başkanı!

Yasemin İnceoğlu
ABD’nin siyasi lideri olmaktan çok adeta dini lideri gibi hareket eden George Bush “Yeni Dünya Düzeni” ile ülkesinin, uluslararası arenada hem askeri bir güç, hem de baş edilmesi olanaksız bir polis devlet konumundaki hegemonyasını sürdürmekte ısrarlı ve kararlı gözüküyor.Bunu da dini, siyasal araç olarak kullanarak, dini siyasallaştırarak yapıyor.

ABD başkanları arasındaki “en dindar başkan” sıfatını elinde tutan Bush, “Ben sadece alçak gönüllü bir günahkarım”,”Eğer bugün Teksas’ta bir barda oturup içki içmek yerine, Oval Ofis’te bulunuyorsam, bunun nedeni Tanrı’yı bulmuş olabilmemdir” sözlerini söylerken, alkolizmden kurtulmasında “inanc”ın ne önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtmekle kalmıyor, aynı zamanda ABD Başkanı olmasını ve misyonunu tamamlama gücünü kendisinde bulmayı Tanrı’nın iradesine bağlıyor.

Bush Beyaz Saray’daki kabine toplantılarına dua eşliğiyle başlıyor, özel bir grubu oluşturan üyeler, Eski ve Yeni Ahit’ten seçtikleri pasajları tartışıp yorumluyorlar, içki ve sigara kullanımı yasak.Başkan seçilmesiyle birlikte ABD devlet okullarında evrim teorisinin okutulmasını eleştirmiş ve dini eğitimin bu okullarda daha geniş kapsamlı olması gerektiğini savunmuştu.Hatta Bush, Kilise ile devlet arasında işbirliği çağrısını şu şekilde ifade ediyordu:”Ben hükümetin kilise, kilisenin de hükümete dönüşmesini istemiyorum, ancak hükümet inanç ve inanca dayalı programlardan korkmamalı”.

Peki Bush’un misyonu ne? Ülkesini korumak ve dünya barışını sağlamak.280 milyon nüfuslu ABD’de 60 milyona yakın Evanjelist (Born-again/Yeniden Doğma)Hıristiyan yaşıyor.ABD’nin ruhani yenilenmeye gereksinimi olduğunu düşünüyorlar.Onlara göre İncil;Tanrının Kitabı-ı Mukaddes’i, Museviler; seçilmiş insanlar,İsrail;Vaat edilmiş topraklar. Hıristiyanların politik lideri Gary Bauer’e göre,Amerika’nın İsrail yanında yer alması İncil’in emridir.Evanjelist Hıristiyanlar, Tanrı’nın bu toprakları Musevilere vaat ettiğine inanıyorlar.

Bağdat’a saldırmakla Bush ilahi bir emri yerine getirdiğine inanmakta.Hıristiyan fanatikler İslamlara karşı haçlı seferini ilan etmek ve Bağdat’a saldırmak sureti ile “düşmanlar alem”’inde bulunan Vaad Edilmiş Toprakları ve Orta Dogu’daki gerçek barışı korumuş olacaklarına inanıyorlar.Özetle şu fikri savunuyorlar:”Şer cezalandırılmalı, iyilik ise ödüllendirilmeli.Kudretimizi gösterme zamanı geldi”.

Bush’a göre, “Özgürlük dünyadaki her insan için Tanrı’nın verdiği bir hediye”.Irak lideri Saddam Hüseyin’e açılan bu savaş adeta bir “ilahi özgürlük eylemi”. Newsweek dergisi “Bush ve Tanrı” adlı incelemesinde, Başkan’ın, güneş doğmadan uyanarak Beyaz Saray’ın kuytu bir köşesinde Protestan din adamlarının vaazlarını okuduğuna yer vermişti.

Bush, şer ve şeytanı temsil ettiğine inandığı Saddam’ı yok etme görevinin “hayatın ve tarihin mimarı” Tanrı tarafından verildiğine tüm kalbi ile inanıyor.

George Bush gerçekten dini inancı ve deneyimini büyük bir açıklıkla paylaşabilen Muhafazakar bir Protestan. Başkanlık kampanyası boyunca en çok etkilendiği siyasal felsefeci olarak İsa’yı referans göstermesi belki de gelmiş geçmiş Amerikan Başkanlarından yalnızca Carter’ın yapabileceği bir şeydi.Tüm modern zamanların ABD’li başkanları, “Tanrı ülkemizi korusun” sözünü sıklıkla kullanmayı ihmal etmediler.Aralarında Clinton da olmak üzere birçoğu konuşmalarında İncil’den pasajlara yer verdiler. Bu alışılmış bir tablo idi.

Hatta Ronald Reagan de konuşmalarında kilise ve Tanrı’ya kolaylık ve sıklıkla yer veriyordu.Ama uzay mekiğinin parçalanması gibi aynı olay ile karşılaştıklarında(Reagan’ın Başkanlığı döneminde Challanger uzay mekiği de parçalanmıştı) her iki başkanın konuşmalarının seyri farklılaşıyordu.Reagan konuşmasında Tanrı’ya bir şiir ile değinirken, Bush konuşmasının son bölümünü tamamen dine ayırıyordu. Konuşmasında Peygamber Isaiah’ın “Gözlerini havaya kaldır ve cennete bak.Tüm bunları kim yarattı?Yıldızlar üzerinden Tanrı bizi izliyor”sözlerine değinerek, Bush şöyle devam ediyordu: “Yıldızlara isimlerini veren aynı Yaratan bugün kaybettiğimiz ve arkasından yas tuttuğumuz yedi ruhun adını da biliyor.Columbia mekiği ekibi belki yeryüzüne dönemedi ama yuvalarına emin bir biçimde geldiği için dua edebiliriz.

1992’de Clinton da partisinin Evanjelist kanattan kaybetmiş olduğu oylarınıGeri kazanmak için güney Baptist kilisesinin dilini kullanmıştı.Bunu yaparken şansı vardı:çünkü o zamanki rakibi Baba Bush zaten din hakkında samimi konuşma yeteneğinden yoksun bir başkandı.

George Bush’un uluslar arası politikasına yansıyan dini söylemine göre, dünyada iyiyi ve kötüyü temsil eden güçlerden “şer güçler üçgen”’ine giren üç ülke var:Kuzey Kore,Irak ve İran.Bu şer güçler üçgeninin karşısındaki ülke ABD ise iyiliğin temsilcisidir. Bush’un eski konuşma metin yazarı Frum’a göre Bush adeta bir haçlı seferi savaşçısı gibi konuşuyor ve davranıyor. Bush, ünlü gazeteci Bob Woodward ile yaptığı bir söyleşide aynen şöyle diyordu:”Büyük hedeflerim var başarmam gereken.En önemlisi, dünya barışı.Dünya barışını sağlamaktan daha önemli bir başarının olduğunu sanmıyorum”.Başkan Bush’un bu hedefine varmasının yolu da çoğu zaman savaştan geçiyordu.Kuzey Kore lideri Kim Jong II’nin , insanlarına yoksulluk çektirmesi ve esirlerine işkence yapmasını fırsat bilen Bush’un onun hakkında şu sözleri sarf etmesi hayli dikkate değer:”Ondan tiksiniyorum”,”O bir cüce”,””Kuzey Kore şer üçgeninden bir tanesi ”konumunda.Geçtiğimiz Ocak ayı Irak ve Kuzey Kore üzerine yapılan bir basın konferansında muhabirin sorduğu “eğer savaşa girersek....”sorusuna Bush şöyle bir soru yöneltmişti:”Hangi ülke ile ?“

Woodward’un isabetle belirttiği gibi, Bush’un güdüleri adeta onun ikinci dinini oluşturuyor. 11 Eylül’den itibaren Bush hemen hemen her gün, ya “şer” ya da “şer güçler” kelimelerini kullandı.”Şer üçgeni” olarak tanımladığı Kuzey Kore o denli korkuya düştü ki nükleer planlarını hızlandırmak zorunda hissetti kendini.

11 Eylül’ün yıldönümünde yaptığı konuşmada Bush şöyle diyordu:”Bu gece tüm dualarımız, Allah’ın bizim gittiğimiz yolu aydınlatması için olacak.Umalım ki, aydınlattığı bu ışık karanlıkta parlasın, karanlık o ışığın üstüne çökmesin”.Yukarıdaki cümlede tüm Hıristiyanların çok iyi bildiği gibi Aziz John’un İncili Şerif’indeki meşhur benzetmesine -İsa’yı dünyayı aydınlatan ışık- gönderme yapmış, hatta daha da ileri giderek “Terörizm ile yaptığımız savaşta Tanrı tarafsız değildir” deme cesaretini göstermişti.

Yine 11 Eylül saldırıları ardından yaptığı konuşmada beş kez şer güçler kelimesini kullanan Bush, Usame Bin Laden’i “ölü ve diri” istemekle kovboy vari metaforlara yer vermiş ve kampanyasına, gerçek anlamını bilmediği”haçlı seferi”adını takmıştı. Pentagon’un büyük bir gafı daha vardı.O da Operasyona, “Mutlak Adalet Operasyonu” adını takmasıydı. Herkesin bildiği üzere mutlak adalet dağıtan tek varlık Tanrı idi .

İnsan yaşamının, yaratanın bize bağışlamış olduğu kutsal bir hediye olduğunu vurguladıktan sonra, kiliseyi değişik inançlara, hatta farklı sonuçlara varan aynı inançlardaki insanların bir araya geldikleri yer olarak tanımlayan Bush,yaptığı bir konuşmada ne sinagog,ne cami, ne de tapınaklardan bahsetme gereğini hissediyordu.

Geçtiğimiz aylarda ülkemizde de gösterime giren Oscar ödüllü belgesel yapımcısı Michael Moore’un “Bowling for Columbine-Benim Cici Silahım”adlı filmde yer verdiği “korku” kültürünün, ABD’de gerek yönetimler, gerekse de medya tarafından bol bol pompalanan cinayet, şiddet, dış tehditlere karşı paranoyakça geliştirilen komplo teorileri ile beslendiğini ve içselleştirildiğini gözlemliyoruz.Bush yönetimi korku taktiklerini siyasal gündeminin baş sırasına koymayı ihmal etmedi, askeri gücünü takviye etti, sosyal reformların hızını kesti, son yıllarda ülkedeki hak ve sorumluluklar en ciddi ve gaddar kısıtlamalara uğradılar.Kısacası din ve militarizm adeta kardeş kardeşe uyum içinde birbirlerinden destek alarak ve birbirlerini meşrulaştırarak, süper güce sonsuz bir yeşil ışık yakıyor ve istediği her yere, istediği gibi, saldırma veya işgal etme hakkını veriyor.

Kaynaklar:
1-Mark Rozell(2003)”God on His Side:The Religious Rhetoric of Bush”, Bush as Orator(henüz basılmamış kitap)
2-William Saletan(2003) “God on Our Side?:What does Bush’s religious talk mean?”,Slate.
3-Douglas Kellner(2002)Grand Theft 2000,Boulder,Co.:Rowman and Littlefield, Douglas Kellner(2003)Media Spectacle,London and New York:Routledge. Doglas Kellner(2003)”September 11, Spectacles of Terror and Media Manipulation:A Critique of Jihadist and Bush Media Politics” (Paper presented in an international symposium at Museum of Radio and TV,Beverly Hills, 2003.
4-“Bush’s Messiah Complex”, The Progressive, Şubat 2003.
5-Hasan Kösebalaban(Kasım 2002) “Yeni Amerikan Güvenlik Doktrini ve Uluslar arası İlişkiler, 2023 Dergisi.

*Radikal Gazetesi,
 
09.06.2003